RUHLARINIZLA BİRLİKTE İLERLEMEYE VAR MISINIZ?

Bilgisayar, internet, mobil cihazlar, oyunlar, yapay zeka, akıllı cihazlar, sürücüsüz araçlar… Teknolojinin hayatımızı kolaylaştırdığı bir gerçek. Peki, ne oluyor da bize bu kadar konfor sağlayan bir araç, aynı zamanda tehlikeli de olabiliyor?

 Teknoloji hepimiz için faydaları yanında olumsuz tarafıyla da yaşamımızın kaçınılmaz bir parçası. Bu yazıda özellikle teknolojiyle ilişkimize değinmek istedim. Teknoloji ve psikolojimizden bahsederken teknoloji bağımlılığı, çocuk ve ergenlerde teknoloji kullanımı, bununla birlikte ebeveyn tutumları, sosyal medya ve değişen zamana uyum konularına da dikkat çekmek kaçınılmaz oluyor.

Afrikalı yerliler eşliğinde seyahat eden batılı arkeologlar, ulaşmak istedikleri yere bir an önce varmak isterken yerlilerin aniden durmaları ile şaşırıp duruma anlam veremezler ve birden durmak zorunda kalırlar. Yerlilere neden durduklarını sorduklarında ekip lideri, “Çok hızlı gittik, ruhlarımız bize yetişemedi ve geride kaldı” diye cevap verir.

Bu hikayeyi pek çoğunuz duymuşsunuzdur. Bazen siz de teknolojinin hızına kapılıp ruhunuzun geride kaldığını hissediyor musunuz? Eğer öyleyse, gelin biraz teknolojinin psikolojimize etkilerinden bahsedelim.

Bilgisayar, internet, mobil cihazlar, oyunlar, yapay zeka, akıllı cihazlar, sürücüsüz araçlar… Teknolojinin hayatımızı kolaylaştırdığı bir gerçek. İnternetten verilen siparişler, uzaktan çalışma, evden eğitim, sağlığımızı denetleyen giyilebilir cihazlar, cep telefonuyla anında çekilen videolar… Hepsi gelişen teknolojinin bize armağanı. Peki, ne oluyor da bize bu kadar konfor sağlayan bir araç, aynı zamanda tehlikeli de olabiliyor?

TEKNOLOJİNİN İŞİMİZE YARAMASI ÖNEMLİ

Özellikle eğitim ve herhangi bir konuda bilgiye ulaşmak için kullanılıyorsa, teknolojinin faydaları elbette çok fazla. Ancak ne yazık ki internetteki bilgi kirliliği bazen istenmeyen durumların yaşanmasına da neden olabiliyor. Bilgi kirliliğini önlemek için farklı kaynakları araştırmak önemli. Merak duygusuyla bakıp, “bu bilgi yanlış olmayabilir ancak farklı da olabilir, değişik kaynaklardan daha fazla araştırma şart” şeklinde bir yaklaşım sergilenebilir.

Çocuklarda ve ergenlerde teknoloji kullanımı çok fazla. Günümüzde özellikle 2000 yılı ve sonrası doğan Z kuşağı gençlerin bilgiye ulaşmaları kolay. İnternet kullanımının yoğun olduğu bir dönemde büyüdükleri için yalnızca bulundukları ülkeyi değil, dünyayı da izliyorlar. Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) son verilerine göre, ülkemizdeki gençlerin internet kullanım oranı yüzde 93. Bu veriden hareketle, uyaranların artması ve buna kendilerini kontrolsüzce kaptırmaları çok net anlaşılabilir. Yalnızca gençler değil, çocuklar ve yetişkinler de aynı şekilde teknolojiyle yakın ilişki içindeler. Özellikle Covid-19 pandemisi ile birlikte çocuk ve ergenlerin öncelikle uzaktan eğitim ile sonra da evde geçirilen zamanları değerlendirme amaçlı internet ve oyunlara çok fazla maruz kaldığı bir gerçek. Ancak burada bakmamız gereken denetimsiz kullanım. Genel anlamda internet ve teknolojik cihaz kullanımı ve bunun getirdiği olumsuz etkileri değerlendirirken, çocuk ya da ergenin yaşına, gelişimsel özelliklerine, aile ile olan iletişim ve ilişkisine, sosyal çevresine ve kullanım süresine bakmak ve buna göre bir yol izlemek önemlidir. Çocuk ya da ergenin diğer görevleri ne kadar yapıp yapmadığı, okul başarısı ya da sosyal aktivitelere katılımı birer kriterdir.

AİLENİN TUTUMU ÖNEMLİ

Çocuk ya da ergenin bilgisayar başında ya da internette geçirdiği süreyi ve içeriği denetlemek, kendisiyle anlaşma yapmak, dışına çıktığında yaptırımları konuşmak önemlidir. Çocuk ya da ergen denetimsiz kalırsa kötü sonuçlardan söz edilebilir. Kullanımla ilgili kurallar koymak, birlikte açık hava aktiviteleri yapmak ya da yönlendirmek, süre ve içerikte sınırlandırma yapmak, ebeveynin çocuk ya da ergene örnek olması teknoloji ile ilişkiyi yönlendiren birkaç yoldur. Kullanım süresi gittikçe artıyorsa ve yakın çevre ilişkileri bozulduysa ya da okul başarısı düştüyse profesyonel destek almak gündeme gelebilir. 

TEKNOLOJİ BAĞIMLISI MISINIZ?

Öncelikle genel anlamda bağımlılık kavramına bakalım. Bağımlılık kısaca; kişinin, bir madde ya da eylem üzerinde kontrolünü kaybetmesidir. Bulunmadığında yoksunluk çekmesi ve giderek dozunu artırmasıdır. Bağlılıkta uzun süre kullanımdan sonra kendini iyi hissetme hali söz konudur. Ayrıca durumun sağlığımızı ve kişisel sorumluluğumuzu dolayısıyla tüm yaşamımızı etkilemesi bağımlılık tanımı için bir kriterdir. O nedenle her fazla kullanımı teknoloji bağımlılığı olarak nitelendiremeyiz.

Teknolojinin yaşamımızda hem psikolojik hem de fiziksel etkileri var. Bilgisayar başında uzun süre geçirilen zamanlar bedensel olarak kilo artışı, göz problemleri, uyku sorunları, sırt ağrıları, postür bozuklukları, zaman zaman kişisel bakım ve hijyeni ihmal etme gibi sık görülen sorunlara yol açar. Örneğin, uyku düzeninde bozulma ya da kalitesiz uyku, günlük yaşamı etkiler. Bu da zaman zaman kişide tahammülsüzlüğe, stresle başa çıkmada zorlanmaya, dikkat eksikliğine veya iş veriminin düşmesine yol açabilir. Bunlarla birlikte oluşabilecek dürtü kontrolünde veya ilişkilerde yaşanabilecek olumsuzluklar psikolojik olarak yıpratıcı sonuçlara neden olabilir.

FOMO (FEAR OF MISSING OUT) KAÇIRMA KORKUSU

Sosyal medyada takipçi sayıları, paylaşımlar, beğeniler, elinden telefonu düşürmeyenler, sabah uyanır uyanmaz interneti kontrol etme ihtiyacı hissedenler… Bu durum ne yazık ki çoğu zaman önce kendimizle ilişkimize yansıyıp yetersiz hissetmeye ve ayrıca değer görmeyi dışarıdan almaya çalışmaya yol açıyor.

YARATICILIK KÖRELİYOR MU?

Teknolojinin nimetlerinden faydalanırken bazen yaratıcılığımızı kullanamayabiliyoruz. Eskiden eldeki malzemelerle hayal ederek yapılanlar şimdi aplikasyonlar sayesinde ekranda karşımıza hazır geliyor. Ev telefonlarının olduğu dönemde ezberlenen telefon numaraları şimdi telefonun hafızasında. Bu durumun da insanoğlunu tembelliğe ittiği bir gerçek. Oysa biz, çabamız ve sonucunda başardıklarımızla kendi varoluşumuza katkıda bulunan varlıklarız. Bu parça eksik kaldığında kendimizi yetersiz hissetmemiz kaçınılmaz oluyor.

 KENDİ KENDİMİZE NELER YAPABİLİRİZ?

Önemli olan teknoloji gelişimi ve onun bize getirdiği çeşitliliğin yanında, onunla kurduğumuz ilişki şeklimizdir. Teknoloji ve özellikle internette geçirilen zamanla ilgili bazı soru işaretlerimiz varsa, kendimize sorular sorarak başlayabiliriz. Genel anlamda, “teknolojinin bendeki yansımaları neler”, “kullanırken ya da kullanmadığımda ne hissediyorum” soruları bir kapı açacaktır. Yetişkin olarak kendi davranışımızı seçme gücümüz var. Girdabın içine kapılıp gitmektense yetişkin halimle sorumluluk alıp davranışlarımı ben kontrol edebilirim. Kademeli olarak teknoloji kullanımını azaltmayı denemek ya da kullanım sürelerini belirlemek, ilk atılacak adımlar olabilir.

 

Ya siz… Ruhlarınızla birlikte yolda ilerlemeye var mısınız?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.