Osmanlı sarayından İstanbul sokaklarına taşan bir deneyim

Asırlara varan deneyimini günün koşullarına modernize edip üretmeye devam eden Şekerci Cafer Erol, Osmanlı sarayında doğan lokumlarını bugün dünyanın birçok ülkesine ihraç ediyor ve ülke gastronomisinin küresel vitrinine katkı sunuyor.

Bu işe daha ilkokul yıllarında, derslerden arta kalan zamanlarında ve tatil dönemlerinde çalışarak başladığını belirten Şekerci Cafer Erol Yönetim Kurulu Başkanı Nurtekin Erol, daha ilk zamanlarından itibaren severek yapmaya başladığı bu işin, geçmişi asırlara dayanan bir aile yadigarı olduğunu söyledi. Osmanlı sarayında başlayıp Eminönü’nde devam eden ve İstanbul sokaklarına taşan bu hikaye bugün İstanbul’da Kadıköy, Üsküdar, Beyoğlu, Ümraniye ve İzmir Balçova’da sekiz şube ile devam ediyor. 

İki asır önce başladıkları lokum imalatı işinde bugün Türkiye’nin önde gelen markalarından biri haline gelen Şekerci Cafer Erol, 50’ye yakın ürünü ile pazarda yer aldığını belirten Nurtekin Erol, “Son yıllarda Orta Doğu’dan gelen misafirlerimizin istekleri doğrultusunda karışık fitil şeklindeki lokumlarımız ön planda olsa da yurt içinde klasik çifte kavrulmuş fıstıklı, fındıklı, sakızlı, güllü başta olmak üzere taze manda kaymaklı lokumumuz en fazla tercih edilen ürünlerimiz” dedi.

Günlük bir ton üretim

Yıllık üretim olarak bayramlar, yılbaşı, turizm dönemi ve kurumsal müşterilerin talepleri doğrultusunda zaman zaman değişiklik yaşamakla beraber günlük bir ton üretim kapasitesinin altına düşmediklerine dikkat çeken Nurtekin Erol, “Başlıca Katar, Dubai, İngiltere ve Rusya başta olmak üzere birçok ülkeye ihracat yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

Pandemi öncesinde devreye aldıkları online satış kanalının geride bıraktığımız iki buçuk senede oldukça yoğun kullanıldığını belirten Erol, bu sayede özellikle yılbaşı, Sevgililer Günü, doğum günleri gibi özel günlerde yurt geneline hizmet verebildiklerini de sözlerine ekledi.

Geleneksel ve modern olan bir arada

Sektörün sıkıntılarına da değinen Nurtekin Erol, pek çok sektörde olduğu gibi kendi pazarlarında da en temel sıkıntının kalifiye eleman olduğunu kaydederek “Düzenli ve sabırla çalışacak kişi bulmak epeyce zor. Yeni nesil, hassas üretim teknikleri ve titiz çalışma ilkesini bizim kadar ya da bizim bakış açımızla benimsemiyor. Eski nesil ustalarımız ve geçmişten gelen beceri ve deneyimlerimizle günü kurtarıyoruz. Biz, geleneksel yöntemlerden vazgeçmemekle beraber yenilikleri reddetmeyen ve onu yılların deneyim ve lezzet anlayışına entegre eden bir yapıda ilerliyoruz. Yeni personelleri imalat sahamıza katabilsek hem yılların mesleğine hem de kendilerine katkı sağlamış olacağız” dedi.

Mesleğin bir diğer probleminin ise merdiven altı üretim olduğunu belirten Erol, “Denetimsiz üretilen ürünler, perakende satan kişiler, günlük kazandığı paraya bakıp gününü kurtarmanın derdinde oldukları için bizleri de dolaylı yoldan etkiliyorlar. Bu durum aynı zamanda Türkiye’nin dünyaca ismi duyulan meşhur lezzetinin itibarının da zedelenmesi anlamına geliyor” diye konuştu.

Yakın zamanda Galaport ve İzmir şubelerini açtıklarını aktaran Erol, bayilik için pek çok başvuru aldıklarını ancak mevcut piyasa şartları, kira ve enerji fiyatlarının yüksekliği gibi etkenlerden dolayı bu konuda biraz temkinli davrandıklarını dile getirerek sözlerini tamamladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.