MUSTAFA KEMAL ŞİRKET YÖNETSEYDİ

Mustafa Kemal’den 70 yıl sonra, strateji gurusu Gary Henkel, stratejinin önemini şöyle aktarıyor: “Strateji devrimdir, geriye kalan her şey ise taktiktir. Strateji altüst edici olmalı ve statükoya meydan okumalıdır.”

Mümin Sekman’ın yönlendirmesi ile yazdığım ve Alfa Kitap etiketiyle yayınlanan kitabım “Mustafa Kemal Yönetici Olsaydı”da dünyaya yön vermiş lider Mustafa Kemal’in vizyonunu, bakış açısını, liderlik anlayışını bir yöneticinin nasıl okuması gerektiğini aktararak, kendi hedeflerini ve isteklerini gerçeğe dönüştürebilmesinin yöntemlerini aktarmaya çalıştım.

Benim tarafımdan sayfalara dökülen, gerçekte ise belki ciltlere dönüştürülebilecek bu kişiliğin yaklaşımlarının işletmelere uyarlanmış versiyonunun bir kuplesini aşağıda okuyacaksınız.

Şu bir gerçek ki, herkesin Mustafa Kemal’in başarılarından öğreneceği ve çıkaracağı dersler var.

 MUSTAFA KEMAL YÖNETİCİ OLSAYDI İŞLETMESİNİN VİZYONUNU NASIL OLUŞTURURDU?

  1. Vizyon ifadesini güçlü ama kısa ve açık bir şekilde anlaşılacak bir lisanda yapardı. Örneğin, “dünya çapında servis sağlayıcı” denilince ne anlıyorsunuz? Mustafa Kemal, vizyon ifadesini çok daha açık olarak oluştururdu. “Dünya çapında servis sağlayıcı” ile neyi kast ettiğini çok açık ortaya koyardı.
  2. Vizyon ifadesinin mümkün olduğu kadar görsel (visual) olmasını sağlardı. Bir insanı ayda yürürken hayal edebiliyor musunuz? Evet. Bu vizyon, ABD Başkanı F. Kennedy’e aittir. Amerikalıları oldukça etkileyen ve yönlendiren başarılı bir vizyondur. Dolayısıyla görsel bir ifade olması, anlaşılması ve uygulamaya sokulması açısından çok faydalı olmuştur.

Mustafa Kemal de tüm gelecek tanımlarını, yapmak istediklerini görsel ifadelerle, açık ve herkesin anlayacağı şekilde ifade etmiştir. Örneğin, “Hat savunması yoktur, alan savunması vardır ve bu alan bütün vatandır” ifadesi kişilerin, savaş esnasında bulundukları yeri terk etmemeleri gerektiğini, yanlarındaki birlik geri çekilse dahi, kendilerinin geri çekilmemeleri gerektiğini, görsel ve anlaşılır bir ifadeyle hem de motive edici olarak ortaya koymuştur.

III.  Vizyon ifadesinin “başkalarına hizmet etmekle” ilgili olmasını sağlardı. Zira kendisinin bazı sözleri bunu gösteriyor: “Millette efendilik yoktur, hadimlik (hizmetçilik) vardır. Şahsımız için değil, fakat mensup olduğumuz millet için el birliği ile çalışalım, çalışmaların en yükseği budur.”

  1. İşletmesinin vizyonunu dünyada bir “fark yaratmak” üzerine odaklardı.

Prof. Dr. Herbert Melzig diyor ki: “Büyük Yunan filozofu Platon’un, ‘Krallar filozof olsa ve filozoflar kralların tahtında otursaydı…’ şeklindeki dileği, 2 bin yıllık tarihte gerçekleşmedi. Ancak 20. yüzyılda ilk defa Atatürk’ün şahsında Platon’un istediği şekilde bunu görmekteyiz. O, dahi bir fikir adamı olarak bir milletin, yani Türk milletinin mukadderatını ele almış ve bu milletiyle atıldığı Kurtuluş Savaşı, bu milletin medeni durumunu değiştirmiş, bir inkılap ve diğer milletlerin haklarını da koruyan barış ile insanlığa muhteşem bir örnek vermiştir.”

  1. Mustafa Kemal yönetici olsaydı, işletmesinin vizyonunu en alttaki elemana en ince ayrıntısına kadar iletir, buna uygun davranmasını ve çalışmasını beklerdi.

Çanakkale Savaşı tutanaklarında, Şam’da İngilizlerle yaptığı savaşlarda, Kurtuluş Savaşı’nın her aşamasında, her kademedeki komutanları ile bire bir diyalog kurduğunu, emirleri en ince ayrıntısına kadar ilettiğini görmekteyiz.

Günümüzden örnek vermek gerekirse; Marriot Otel zinciri, son 75 yılın en önemli ve başarılı otel zincirlerinden biridir. 12 milyar dolarlık yıllık satış hacmiyle, yüzde 20 oranındaki özkaynak kârlılığı ile tüm dünyaya yayılmış bir firmadır. Bu başarısının temellerinde en iyi otelleri ve servisi yaratma vizyonunun, misyon ifadeleri yoluyla alt birimlere kadar yayılmış olması yatmaktadır. Bu vizyon insan kaynaklarına şöyle yansımaktadır: Her otel, standart hale getirilmiş yüksek müşteri hizmetleri ve kalite standartlarına uymak zorundadır.  Otel oda hizmetlerinin, sadece bir odayı doğru biçimde temizleyip bir sonraki müşteriye hazırlamaları için 66 maddelik prosedüre kusursuz bir şekilde uymaları beklenir.

MUSTAFA KEMAL BU KADAR GENİŞ BİR VİZYONA NASIL SAHİP OLDU?

Derin ve geniş bir vizyona sahip olmak için öncelikle bu konu hakkında düşünmek ve çok bilgili olmak gerekiyordu. Küçüklüğünden beri dünya tarihi hakkında ve düşünce gelişimleri hakkında, filozofların ve birçok yazarın kitaplarını okuyor ve tüm değişimleri takip ediyordu. Çağdaşlarından ve meslektaşlarından bu kadar farklı olmasının temeli gençliğinden beri okuduğu kitaplardan oluşmaktaydı. Örneğin, kendisinden bir yaş küçük olmasına rağmen, kendisi daha yarbayken, Enver Paşa olmuş ve çok önemli işlere soyunmuştu. Ancak Enver, Osmanlı’yı felakete götürdü. Uzaktan bakıldığında Enver Paşa da çalışkan ve vatansever bir subaydı. Ülkesine özgürlüğü getirmek için kendince Selanik dağlarına çıkıp çetecilik bile yapmıştı. Kıvrak bir kişiliğe sahipti. Oldukça çevik kararlar veriyor ve bakanlar kurulunu silahla basacak kadar da cesaret gösteriyordu. Peki, Mustafa Kemal’den farkı neydi? Mustafa Kemal’in, vizyonunu oluştururkenki bilgisi ve birikimi farklıydı.

Özgürlük, askerlik, uluslararası ilişkiler vb. konularda, manastırdaki askeri rüştiyeden, cumhurbaşkanlığına kadar geçen sürede çok sayıda kitap okumuştu. Tüm bu kitaplar, Mustafa Kemal tarafından yakından incelenmiş ve hazmedilmiştir. Bunu tüm yaptıklarından ve söylediklerinden anlayabiliyoruz.

Eğer Mustafa Kemal yönetici olsaydı; konusuyla ilgili tüm uluslararası yayınları okur, hazmeder ve işletmesinde uygulardı. Rakiplerinden tamamen farklı bir durumda olacak, kendi işletmesi ile ilgili öyle bir vizyon ve hedefler geliştirirdi ki işletmesinin borsadaki değeri altı ay içinde ikiye katlanabilirdi.

MUSTAFA KEMAL YÖNETİCİ OLSAYDI HEDEFLERİ VE ŞİRKET STRATEJİSİNİ NASIL BELİRLERDİ?

Mustafa Kemal’e göre en iyi strateji, rakibin durumuna göre yapılan stratejidir.

Mustafa Kemal’in düşünce yapısına göre şirketin stratejisi aşağıdaki adımlara göre belirlenirdi:

  1. Derin analiz yap.
  2. Kendi güçlü ve zayıf yanlarını en derin gerçekçilikle tanımla.
  3. Hiç beklenmeyen uzaklıktaki hedefleri belirle. Daha hedef aşamasında “beklentiyi aş, ama gücünü aşma!”
  4. Kendi en güçlü tarafınla rakibinin en güçlü tarafına (en zayıf tarafına değil) saldır.
  5. Rakibini sürekli şaşırtarak aksiyona geç. Beklenmeyeni yap. Şaşırtmak başarının temelidir. Gücüne güç katar!
  6. Sürekli ve gerektiği gibi davranışını, yaklaşımını ve taktiklerini değiştirerek hareket

Mustafa Kemal’den 70 yıl sonra, strateji gurusu Gary Hamel bakın ne diyor: “Strateji devrimdir, geriye kalan her şey ise taktiktir. Strateji altüst edici olmalı ve statükoya meydan okumalıdır.”

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.