KONAKLAMADA DİJİTAL DÖNÜŞÜM DİNAMİĞİNİ KORUMAK

Konaklama sektöründe yeni teknolojilerin benimsenmesi ve dijital dönüşüm son iki yılda büyük bir ivme kazandı. Bu ivmeyi yeni normalimizin kalıcı bir parçası haline getirmek, dünya turizm pazarında rekabet edebilmenin belirleyici unsurlarından biri olacak.

 Normal şartlarda uzun yıllara yayılmasını beklediğimiz dijital dönüşüm süreçleri, Covid-19 ile birlikte çok daha kısa bir süreye sığdı. McKinsey’nin Ekim 2020 tarihli bir araştırması, şirketlerin iç operasyonlarında ve müşteri, tedarikçiler gibi diğer paydaşlarla etkileşimlerinde süregelen dijital dönüşümün üç ile dört yıl arasında hızlandığına işaret ediyordu. 2020 yılı öncesinde pek çoğumuzun nadiren başvurduğu video konferans yönteminin bugün iş hayatımızın rutin bir parçası haline geldiğini görüyoruz. Benzer şekilde, her yaş grubundan tüketiciler internet üzerinden alışveriş ve temassız ödeme sistemlerine hızla uyum sağladı.

Tüm sektörler için geçerli olan bu dönüşümün etkileri, konaklama endüstrisinde de kendini gösterdi. Temassız check-in ve check-out, dijital oda anahtarı gibi özelliklerin yaygınlaşması ve bu özelliklerin mobil uygulamalara entegrasyonu hız kazanırken, hibrit toplantı çözümleri de kurumsal etkinliklerde aranan bir özellik haline geldi.

Operasyonel açıdan baktığımızda ise, rekabet avantajı eşi görülmemiş finansal zorluklar karşısında her zamankinden daha önemli hale geldi ve teknoloji bu noktada da devreye girdi. Oteller, anlık geri dönüşler sağlayan gelir yönetimi yazılımlarını daha yaygın bir şekilde kullanmaya başladı ve verimliliği artırma odaklı uygulamalar da rekabet avantajını desteklemeye yardımcı oldu.

Saydığımız tüm bu örneklerdeki uygulamaların yaygınlaşması, pandeminin getirdiği zorunluluklar sebebiyle geçtiğimiz iki yılda büyük bir hız kazandı. Teknoloji, elbette seyahat sektöründe bunun öncesinde de çok önemli bir rol oynamaktaydı ve bu sebeple de inovasyona verilen bu önemin, insanların yeniden seyahat etmeye başladığı bu dönemde ve sonrasında da korunması sektörün başarısı açısından büyük önem taşıyor.

 Dördüncü Endüstri Devrimi’nin sektörümüzdeki yansıması olan “Turizm 4.0” ve “Turist 5.0/süper akıllı turist” gibi kavramlar dünyada tartışılırken, turizm alanında faaliyet gösteren hiçbir kuruluşun seyahat anlayışındaki evrime kayıtsız kalma lüksü bulunmuyor.

KİŞİSELLEŞTİRİLMİŞ MİSAFİR DENEYİMLERİ

Seyahat deneyimini artık misafirin otele giriş yaptığı anda başlayıp otelden çıkış yaptığı anda sonlanan bir süreç olarak düşünemeyiz. Ziyaret edeceğimiz yerleri, seyahat fikri aklımıza geldiği anda tanımaya başlıyoruz. İstanbul’u ziyaret edecek olan bir kişi yalnızca şehirdeki ünlü yapıları değil; buralara giderken geçeceği yolları, kalacağı otelin çevresini, öğle yemeğini yiyeceği mekanı ve hatta işletmecilerini de önceden tanımış oluyor. Başkalarının aktardığı yüzlerce deneyimden beslenen bir seyahat planı hazırlayıp, bunun üzerine kendi deneyimlerimizi ekleyip, tekrar başkalarına aktarıyoruz. Bu geri bildirim denizi içinde misafirlere ulaşabilmenin yolu da veriden ve veriye dayanan kişiselleştirilmiş deneyimlerden geçiyor.

Misafirlerin yararlanabilecekleri olanaklara dair bilgilerin bolluğu artık tek başına yeterli değil; bunların her bir misafir için özel olarak derlenmiş ve kendilerine doğru kanallar üzerinden, zamanında aktarılmış olması gerekiyor. Hangi ziyaretçinin hangi dönemde nereyi ziyaret etmek isteyeceğini, hangi özelliklere sahip bir konaklama seçeneğini tercih edeceğini önceden kestirebilmek turizmciler açısından çok önemli. Misafirler sizi henüz otelinize adım atmadan önce tanımaya başladığı için sizin de onları önceden tanımanız gerekiyor.  

Misafirler, otele varıp odalarına yerleşirken bir sonraki adımlarını da kurgulamış oluyor. Bu nedenle de mobil uygulamalarını açtıklarında karşılarında bir otel broşürü veya gezi rehberinin dijital kopyasından ziyade, kendi hayallerindeki deneyimi en iyi şekilde tamamlayacak önerileri görmek istiyorlar.

VERİNİN DOĞRU KULLANIMI

Veriyi elde edebilme ve doğru kullanabilme kabiliyeti, misafir deneyimini kişiselleştirebilmenin püf noktası. Aynı zamanda, İzmir veya Mardin’de ağırlayacağımız bir misafirin, daha önce Barselona, Dubai veya Milano’yu da ziyaret ettiği ve konaklama deneyimini buralardaki tecrübeleriyle kıyaslayacağı varsayımından yola çıkmanız gerekiyor. Dolayısıyla, turistik tesislerin dünyanın farklı yerlerinden gelen verilerden de beslenmesi lazım.

Otelin kendi operasyonlarına dair veriler ve bunların analizi de aynı derecede önem taşıyor. Yeni nesil otel yönetim sistemleri, check-in/check-out işlemlerinden oda temizliği ve bakım işlerine kadar otellerin tüm günlük operasyonlarında kolaylık sağlıyor ve bilgiye dayalı karar alabilmeyi mümkün kılıyor.

Yaygın bir ağın bir parçası olmak, en yeni konaklama teknolojilerini takip edebilme ve bunlara erişim sağlayabilme noktasında otellere yardımcı oluyor. Her şartta, gelecek odaklı bir bakış açısına sahip olmak, otel liderliğinin başarısı açısından giderek daha belirleyici bir hale geliyor. Şüphesiz ki gerçek bir konaklama deneyimini yaratacak olan, bahsettiğimiz tüm bu teknolojileri kullanacak kişilerin adanmışlıkları olacaktır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.