KARBON, KARABORSADA

Karbon, cümle içinde bol bol özne rolünde kullanılsa da çok az kişi işin doğrusunu biliyor. Mesela, yıl boyunca vejetaryen beslenerek doğaya bırakmayacağımız karbon miktarı ile Almanya’ya uçmanın verdiği miktar aynı. Yaşadığımız her anın bir karbon ayak izi var ve karbon meselesi doğru bilinen yanlışlarla dolu.

İklim krizinin popülaritesi tarımda uzun yıllardır süregelen sorunların konuşulmasına olanak sağladı. İklim krizi, insan kaynaklı ve çözümü toprakta. Kuraklık, düzensiz hava olayları, istilacı hayvan ve bitki türleri tüm bunlar birer sonuç. Sebep, karbon dengesinin bozulması. Karbon herkesin gündeminde. Karbon sorunu çözülürse, tünelin ucundaki ışık gezegeni aydınlatır.

Mış gibi yapan modern insanın en kötü huyu, Amerikan hukuk sitemi gibi menfaati olanla dokunulmazlık antlaşması yapıp yoluna devam etmesi. Sorumluluk bilincimiz, sosyal medyada sosyal sorumluluk kıvamında. Hal böyle olunca hükümetlerin daha kesin çözümler üretmesi gerekiyor. Hükümetler tarafında ise gelişmişlerin mücadelesi başarılı, gelişmekte olanlarda finansal sorunlar devasa.

İklim krizinin çözümü de insanlığın geleceği de “karbon” kelimesine endekslenmiş durumda.

Uzun ve çetrefilli girizgahtan meseleye dönersek, karbon cümle içinde bol bol özne rolünde kullanılsa da çok az kişi işin doğrusunu biliyor. Mesela, yıl boyunca vejetaryen beslenerek doğaya bırakmayacağımız karbon miktarı ile Almanya’ya uçmanın verdiği miktar aynı. First klastan uçmak isterseniz iki yıl vejetaryen beslenmeniz lazım. Yaşadığımız her anın bir karbon ayak izi var.

Karbon meselesi doğru bilinen yanlışlarla dolu.

Nijerya gibi yoksul ülkeler kendi tercihleri olmasa da petrol kuyularıyla bilinenden daha fazla sera gazı üretiyor. Kötü tarım uygulamalarıyla topraktaki karbon tutulumunun azalmasına neden oluyor. Sadece kapitalistler değil, herkes kendi çapında karbon bırakıyor.

Twitter’da ahkam kesmekten kocaman bahçeli devasa evlerde keyif çatmaya kadar yaptığımız her eylem, karbon ayak izini artırıyor; gün boyu atmosfere sera gazı bırakanlar, kefaretlerini ağaç dikerek ödüyor.

YOKSULLAR KARBON ÜRETİYOR ZENGİNLER AKIL

Gelişmiş ülkeler karbon salınımını düşürmek için ileri teknoloji fabrikalarda katma değerli ürünler üretiyor, fabrikaları gezegene dost. Gelişmekte olanların fabrikaları hâlâ buram buram gaz kaçırıyor; ürettikleri zengin ülkelere gidiyor, lojistiği cabası. Sonuç, zengin ülkelerin karbon karnesi yıldızlı pekiyi, yoksullarınki külliyen zarar.

Karbon ayak izinin çözümü küresel ama olamıyor, neden mi? Büyükler, fosil yakıt kullanmıyoruz deyip, üretim modelini değiştirip gereken finansal kaynağı hemen bulabiliyorlar. Oysa yoksul ülkeler daha işin başında ve bu ülkelerde karbon ayak izini düşürmenin maliyeti akla zarar.

Tam bu noktada karbon ekonomisi ortaya çıkıyor. Birçok ülke karbon vergisi uyguluyor. Karbon bankacılığı, karbon borsası gelişmiş ülkelerde kuruldu bile. İlk karbon vergisini 1990 yılında Finlandiya koydu, 1991’de İsveç onu takip etti. Türkiye akaryakıttan aldığı vergiyle kullanımı sınırlandırmaya çalışsa da vergiler karbon ayak iziyle mücadeleye değil, fosil yakıt ithal etmeye gidiyor. Karbon vergisi gibi uygulamalarla amaç, karbon ayak izini azaltmak mı, yoksa karbon sorunundan nemalanmak mı? Zira tütün ürünleri ve akaryakıta gelen ek vergilere rağmen satışlar hâlâ yükselişte.

Karbon borsasının mantığı çok basit. Fabrikamın yıllık karbon salım hakkı 100, komşununki 300 birim. Yılsonunda ben sadece 50 birimi kullanmışım, komşum 300 birimi tüketmiş ve 50 birime daha ihtiyacı var, ben elimde kalan hakkımı ona satıyorum. Toplamda karbon salınımı azaltılıyor mu? Hayır, günün sonunda gezegene salınan karbon miktarı hâlâ aynı, aracılar, stokçu kıvamında.

Karbon bankacılığı, karbon borsası dışında daha yaratıcı ve sürdürülebilir çözümler üretsek. Her işletmeye karbon salınımı hakkı karşılığında çevresine orman, bitki yetiştirme zorunluluğu getirilse. İşletmelere çevre sağlığı, güvenlik uzmanı bulundurma zorunluluğu gibi bir de tarım uzmanı konularak çevresinde ya da binanın uygun yerlerinde dikey tarım gibi çeşitli yöntemlerle tarımsal üretim zorunlu kılınsa. Çalışanlar gönüllülük sistemiyle buralarda dinlenme aralarında çalışsa. Üretilen üründen hak kazansa. Bu sayede hem karbon salınımı dengelenmiş hem de dolaylı olarak tarımsal üretime katkı sunulmuş olmaz mı?

Bu arada Türkiye’nin bir karbon borsası yok.

KARBON KAFALI Z KUŞAĞI

Yapılan çeşitli araştırmalara göre, 90’lı yıllardan bu yana artan karbondioksit salınımı nedeniyle tarımsal ürünlerin topraktan aldığı protein çeşitlerinde ve bu esnada alınan vitamin ve minerallerde de azalma olduğu düşünülüyor. Gıdalardaki protein ve minerallerin azalması yoksul ülkelerde bireyler için gerekli mineral ve vitaminleri alamama riskini ortaya çıkarıyor. Eksik vitamin ve mineral demek; sıtma, beyin fonksiyonlarında eksiklikler, çeşitli beyin hasarlı çocuklar, hasta yeni nesil demek. Yoksul ülkelerin çocukları karbon kafalı ve her anlamda dezavantajlı, nasıl mı?

Gelecek her açıdan ürpertici gelişmelerle kapımızı çalıyor. Tasarım bebeklerin hayata gelmesinin üzerinden 10 yıl geçti. Genetik özelliklerimiz, genetik kaynaklı swot analizi yapılarak geleceğimizin planlanması çok yakında. Yeni risk haritamız, karbon sorunu nedeniyle kötü beslenmiş çocuklar ve çeşitli karbon uygulamaları nedeniyle mahsur kalacağımız imkanlarla örülü. Gelişmekte olan ülkelerin karbon yüklü kaderlerinin faturası Z kuşağına çıkacak gibi görünüyor.

KARBON NÜFUS CÜZDANI

Önümüzdeki 5-10 yıl içerisinde karbon kimlikleri çıkarılacak. Metaverse’te aktif olacak bu cüzdan, günün her anında ne kadar karbon saldığımızı not edecek. Bazı şehirlere, kütüphanelere, toplu taşıma araçlarına karbon salınım notumuz düşük diye alınmayacağız. Üniversiteler, şirketler CV’lerimizde genetik mirasımızın yanında artık karbon geçmişimizi de isteyecek. Sosyal sorumluluk olarak sosyal medyada karbon paylaşımları yapmak yetmeyecek. Oteller, kamu kurumları hizmet sunarken önceliği karbon ayak izi düşüklere verecek.

Gün bitmeden ya karbon salınımını dengeleyecek bir faaliyette bulunacağız ya da cezasını ödemek zorunda kalacağız.

KARBON KOTALI ÜNİVERSİTELER

Yoksul ülkelerin çocukları, yüksek karbon salınımlı kötü ülke ve mahallelerden Harvard gibi üniversitelere giremeyecekler. Zira üniversite sınavına karbon ayak izi gibi yeni kriterler dahil edilecek. Kapitalist sistem karbon ayak izi yüksek dezavantajlı grupların tepesine bineceğe benziyor. Zenginler elektrikli akıllı arabaları ile kayağa giderken, yoksullar yüksek karbon ayak izli araçlarıyla ancak mahalle arası tura çıkabilecek.

KARBON İZLENEBİLİRLİĞİ METAVERSE’TE

Her ürünün prospektüsünde karbon ayak izi yer alacak, izlenebilirlik ceza ve ödül sisteminin temeli olacak. Karbon ayak izine göre bazı maketler raf payı alacak. Marketler karbon ayak izi kotaları koyacak, belirli karbon ayak izi oranı üstündeki ürünler satışa sunulmayacak. Metaverse evreninden duyurmuyorum, anlattıklarım çok yakında. Karbonun tersi çok ters, aklıyla karar veremeyen insan türüne bedel ödetmeye geliyor; at bilenenin, kılıç kuşananın bilesin insan türü.

Ezcümle, karbon; ayağını denk al, zira insan dediğimiz varlık pervasızca dünyanın suyunu çıkardı, sıra sende, koru kendini.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.