EV-İŞYERİ SINIRLARI KALKTI , KADINLARIN YÜKÜ ARTTI

Pandemi ile başlayan ve “yeni normal” olarak adlandırılan bu dönem, dünya genelinde kadınların işte ve evde erkeklere kıyasla daha fazla sıkıntı yaşamalarına sebep oldu. Yeni normalin getirdiklerinin kalıcılığı hesaba katıldığında, bu durumu engellemek için hem alışkanlıkları hem de prosedürleri değiştirmek gerekiyor.

Ülkemizde pandeminin ortaya çıktığı tarihten bu yana, toplumca yaşadığımız sağlık sorunları ve üzücü kayıplarımızın yanısıra pandeminin iş hayatında sebep olduğu en büyük değişimlerden biri, uzaktan çalışma yöntemlerinin, daha önce bu çalışma şeklini uygulamayan şirket ve sektörlerde bile hızlı şekilde yaygınlaşması oldu. 2020 yılı boyunca gerçekleştirilen araştırmalara göre, şirketlerin yaklaşık yarısında (yüzde 41) çalışanlarının yüzde 80’inden fazlası evden çalışır hale geldi. Uzun dönemde de uzaktan çalışma ve esnek, hibrit çalışma düzeni, pandemi öncesine göre büyük ölçüde artmaya devam edecek gibi duruyor.

Neden mi? Bu soruya, son iki yılda karşı karşıya kalınan bazı koşulları kadınlar açısından değerlendirerek yanıt vermek istiyorum. Pandeminin hayatlarımıza ani ve beklenmedik şekilde girişiyle birlikte “yeni normal” olarak adlandırılan bu dönem, dünya genelinde kadınların işte ve evde erkeklere kıyasla daha fazla sıkıntı yaşamalarına sebep oldu. Örneğin, bu metni okuduğunuzda kolaylıkla onaylayacağınız bir resim var; tamamen ev sınırları içerisinde kapalı kaldığımız zaman zarfında işyerlerimizi evlere taşımak zorunda kaldık, ev ve işyeri sınırları ortadan kalktı ve işlerimizi dijital ortamlarda sürdürürken günde yaklaşık iki saat daha fazla çalıştık.

Gerçekleştirilen son araştırmalar, pandeminin ağırlıklı olarak bir buçuk yılında, çalışanların ellerinin altından telefonlarını ya da bilgisayarlarını eksik etmediklerini gösterdi. Ev sınırları içerisinde işlerini sürdüren kadınlar, erkeklere kıyasla kendilerini daha bitkin, tükenmiş ve baskı altında hissettiler. Kadınlar özellikle ev ve ebeveynlik sorumluluklarında ve algılanan iş yükündeki artış sebebiyle kendilerini erkeklere kıyasla daha fazla zorlukla karşılaşır bulduklarını ifade ettiler ve giderek daha fazla stres yaşadılar. Fiziksel ve ruh sağlıklarındaki olumsuz gelişmeler de uzun dönemli yaşanan stresin sonuçlarından yalnızca bazıları oldu. Hastalık durumlarında bile işyerindeki gelişmeleri kaçırma korkusuyla (FOMO) ve yöneticileri ya da takım arkadaşları tarafından zayıf, duygusal, verimsiz olarak adlandırılabilecekleri çekincesiyle, çalıştıklarını gösterme stresi kadınları duygusal ve ruhsal açıdan fazlasıyla yordu. Financial Times dergisinin 19 Nisan 2022 tarihli “The end of sick days: Has WFH made it harder to take time off?” başlıklı yazısı da bu konuya değindi ve kadın çalışanların çoğunluğunun Covid-19 hastalığına yakalanmalarına rağmen, çalışma arkadaşlarını yüzüstü bırakmamak adına, hastalık izni almadan işlerini evlerinden sürdürmek zorunda kaldıklarına işaret etti. Online toplantılar ve iletişim araçlarının pandemi döneminde işlerin aksatılmadan sürdürmesini sağlamakla beraber, hastalık izni kullanmayı da zorlaştırdığına vurgu yaptı.

Yaşadığımız iki yılı aşkın dönemde gerçekleştirilen bilimsel araştırmalar da gözlemlediklerimizi veya yaşadıklarımızı doğrular biçimde sonuçlar ortaya koydu. Çalışan kadınların üçte birinden fazlasının, tam zamanlı ebeveynlik veya yaşlı ebeveynlerinin bakımı ve ev işleri arasında denge kurmada zorlandıkları görüldü. Çoklu rolleri arasında sıkışmış hissedenlerin anksiyete, depresyon, tükenmişlik ve uyku sorunları yaşadıkları ortaya çıktı. Her ne kadar modern yaşamda babaların ev işlerine yardımları olsa da eve yönelik sorumluluklar açısından kadınların daha fazla ebeveyn sorumluluğunu taşıdığı anlaşıldı. TÜSİAD, TÜRKONFED ve Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) Türkiye iş birliğinde, Covid-19 salgınının kadın çalışanlar üzerindeki etkilerini ortaya koyan araştırma sonuçları da yukarıda genel olarak özetlediğim durumları destekler şekilde sonuçlar duyurdu.

Diğer yandan, Covid-19’un iş gücü piyasasındaki var olan eşitsizlikleri derinleştirdiğine dair görüşler çeşitli platformlarda ifade edilmeye devam ediyor. Salgının özellikle kadınların işleri, kariyerleri ve gelirlerine olumsuz etkileri olduğu ve 2020 yılında bir milyondan fazla kadının işgücü kaybı yaşadığı duyuruldu. DİSK’in 8 Mart 2021 tarihinde yayınladığı rapor ise, bizlere iş hayatındaki kadına yönelik resmin giderek kötüleştiğini gösterdi. Covid-19 etkisiyle geniş̧ tanımlı kadın işsizliğinin yüzde 40’ın çok üzerine çıktığı, kadın istihdam oranının yüzde 26’ya gerilediği ve kayıt dışı kadın istihdamında da büyük kayıplar yaşandığı gözler önüne serildi. Bu dönemde kadınların yarısından fazlasının çalışma sürelerinin azaldığı, yüzde 42’sinin ücret kaybı yasadığı belirtildi.

Mevcut kadın istihdam politikalarının, istihdamı artıracak şekilde iyileştirilmesinde, pasif ve aktif istihdam politikaları kapsamında; işsizlik sigortası, kısa çalışma ödeneği, nakdi ücret desteği ve işbaşı eğitimleri veya benzeri araçlarla kadın işsizliği ile mücadele edilmeye çalışılsa da DİSK’in Kadın Emeği Raporu’na göre, son beş yılda kadın istihdamının en düşük olduğu yıl 2020 oldu. Türkiye İstatistik Kurumu’nun Kasım 2021 raporuna göre ise, üç kadından ikisi işsizken, çalışan kadınlarımızın pandemi koşullarından olumsuz etkilendiği ortadadır.

Tüm bu sıkıntılı resim içerisinde, sağlıklı ruh durumumuzu korumada ve duygusal olarak dengede kalmamıza yardım edecek bazı alışkanlıklar edinmemiz bizlere iyi gelecektir. Bu süreçte, uzaktan veya hibrit çalışmayla ilgili bazı önerileri şu başlıklarla özetleyebilirim.

  • İş saatlerine uymaya özen gösterin ve mesai bittikten sonra işe yoğunlaşmayın.
  • Ev ortamında, iş-ev ayrımını sağlayacak uygun bir alan yaratın ve mesai bitiminde o alanı terk edin.
  • Günlük ruh ve benden zindeliği için kısa süre bile olsa (10 dakika) fiziksel gevşeme hareketleri yapın.
  • Sürekli iletişim halinde olun ve birbirinizden haberdar olurken, birbirinize empati gösterin. Bu dönemde özellikle kadınların takdir ve anlayışa ihtiyaçları daha fazla.
  • Espri anlayışının, yaşanılan sıkıntılı durumların yaratabileceği olumsuz etkileri azaltıcı yanı kanıtlanmış durumda. Zor da olsa bu yönünüzü geliştirin. Hayata gülümseyin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.